KOBİ'ler için İnovasyon Yapma Metodları Nelerdir?

Kobilerde İnovasyon Yolculuğu Eğitimimizin Dördüncü Bölümüne Hoş Geldiniz. Birinci bölümde dünyada inovasyonun neden önemli olduğunu ve neden önemli olacağını özetledik. İkinci bölümümüzde özellikle Türkiye'deki kobiler için inovasyonun ne tür fırsatlar sunduğunu ele aldık. Halihazırdaki müşterilere, mevcut pazarlara, potansiyel müşterilere ve potansiyel pazarlara nasıl yaklaşmamız gerektiğini ve kobilerin bu inovasyon fırsatlarını nasıl değerlendirmeleri gerektiğini özetledik.

 

Üçüncü bölümümüzde ise inovasyonun türlerinden bahsettik. Ürün inovasyonu, pazarlama inovasyonu, satış, kalite ve insan kaynaklarını içeren organizasyonel inovasyonlar hakkında konuştuk. Ayrıca inovasyonun hızından bahsettik ve adım adım inovasyon, radikal inovasyonlar (bunlar buluş tipi inovasyonlar), sistemsel inovasyonlar, başkalarının yaptığını gözlemleyerek inovasyon yapma ve sarsıcı inovasyonlar gibi inovasyon türlerini ele aldık.

 

Şimdi bu dördüncü bölümümüzde, kobiler için inovasyon yapma yöntemlerini konuşacağız. Bu yöntemler nelerdir? Bu yöntemler genellikle değerli arkadaşlar, ülkemizde yani inovasyon yöntemleri olarak pek konuşulmaz. Ancak ne zaman sorsam bir firmaya nasıl inovasyon yapıyorsunuz? Hocam, toplanıyoruz, konuşuyoruz, karar veriyoruz. Bazen yönetici karar veriyor, bazen babamız karar veriyor, bazen mühendislik karar veriyor, bazen açıyoruz ve çıkan sonuca göre inovasyon adımlarına gidiyoruz. Bu inovasyon ürün mü? Süreç mi? Hizmet mi? A mı? B mi? C mi? D mi? Bizim o kadar sabrımız yok maalesef. Tabii ki olabilir ama birinci, ikinci, üçüncü bölümlerde ne kadar sistematik anlattığımı görüyorsunuz. Bu bölümde de sistematik olarak bu inovasyon metotlarına bakalım. Ya bu metotları bilsek kötü mü? Yani iyi bir fikir bulup bu fikirden inovasyona geçmek için metot kullanmak daha iyi olmaz mı? Dersiniz. Benim cevabım elbette ki evet, daha iyi olur. Dünyada inovasyon metotları dediğiniz zaman yedi tane metottan bahsediyoruz. Yedi inovasyon yaratma metodolojisi var. Yani hedeflediğimiz inovasyonu yapmakta kullanacağımız yaklaşımlar ve metotlar var. Gelin bu yedi metodu görelim, her birine küçük örnekler verelim.

 

Beşinci bölümümüzde ise bu metotlara geçmeden önce nasıl fikir üreteceğimizi konuşacağız. Şimdi türü seçeceğiz, metotları bileceğiz, sonra da fikir üreteceğiz. Beşinci eğitim bölümümüzü bu şekilde tamamlayacağız. Altıncı bölümümüzde ise bu sistemi nasıl yöneteceğimizi öğreneceğiz. Yedi tane inovasyon yapma metodu dünyada çok kullanılan ve kaynaklarda gösterilen metotlardır. Bunlardan birincisi, sizlerin de çok iyi bildiği, Türkiye'de de sıkça kullanılan "beyin fırtınası"dır. Beyin fırtınası 1953 yılında yani en büyük buhran, üçüncü buhran olarak adlandırılır. Birinci buhran birinci dünya savaşı, ikinci buhran ise 1929'daki Amerika'daki derin buhrandır. Üçüncü buhran ise ikinci dünya savaşı sonrasında gelişen en önemli problem çözme araçlarından biri olan beyin fırtınası yöntemini getirmiştir.

 

Şimdi problem çözme dedim ki başka bir eğitimimizde tekrar bakalım. İnovasyonlu beyin fırtınası nasıl yaparız? Dersek, hiç şüpheniz olmasın ki 1953'te Amerikalı Alex Osborn, ismiyle belirtilen Amerikalı demiş ki, her bir müşterinize katma değer mi sağlayacaksınız? O zaman gelin, herkes ortak zekasını müşteriye en iyi hizmeti, en iyi servisi, en iyi neyse o işi bulmak için kullanacak, yansıttığınız gibi konuşacak, fikirler geliştirecek, bunları duvarlara asacak, bunları oylayacak ve içlerinde en katma değerli olanı bulacak. Bu anlattığımız olaya biz İngilizce "brainstorming" Türkçe "beyin fırtınası" diyoruz. Buradaki temel hedef, inovasyon hedefine ulaşmak için çok sayıda fikir üretmeniz gerektiğidir. Çok sayıda, öyle böyle değil. Örneğin, firmanız yüz kişilik bir firma ise bir ürün için en azından 400-500 fikir üretmeniz lazım, oturup değişik hizmetler için, pazarlamak için. Yani herkesin bir yıl boyunca en az ürün için, hizmet için belirli bir sayıda fikir üretmesini sağlayacak hedefler koymak gerekir diye düşünüyorum.

 

Demek ki birinci yol, beyin fırtınasıdır. Herkesin beynini, ki buna biz "hardware" (donanım) diyoruz, kullanarak inovasyon hedefine ulaşmak için çok fikir üretmesi gerekiyor. Beyin fırtınasında iki temel yaklaşım olduğunu görüyoruz dünyada. Bunlardan biri kapalı beyin fırtınası, diğeri ise açık beyin fırtınasıdır. Yani ya kapalı inovasyon yapacağız ya da açık inovasyon yapacağız. Bu yansıtlarda bunun ne anlama geldiğini gösteren inovasyon tünelini, Roxx hunisini ve yaklaşımları görüyorsunuz. Kapalı inovasyon ya da kapalı beyin fırtınası, bilgiyi ve teknolojiyi alarak şirketinizdeki elemanların fikir üretmesini sağlayarak, bu fikirler içinden en iyilerini zaman içinde bulup pazara sunma fikrine dayalı bir yaklaşıma "closed innovation" (kapalı inovasyon) diyoruz arkadaşlar. Şirketlerin büyük bir kısmı bunu yapar, dünyada da Türkiye'de de.

 

İkinci grup ise yan tarafta gözüken "açık inovasyon ise burada sadece kendi firmanızın elemanları değil, dışardaki paydaşlar, üniversitedeki hocalarımız, akademisyenler, üniversite öğrencileri, sizin tedarikçileriniz, işbirlikçilerinizin hepsinden yararlanarak, internet - daha sonra konuşacağız - patent havuzları, dergilerden birçok fikri alıp aradaki tünelin fikir geçirmez değil delik deşik olmuş bu fikirleri alıp dışarıdaki fikirlerden alarak bir insan fikri üretmeye biz "açık beyin fırtınası" ya da "açık inovasyon" diyoruz. Bugün dünyada çok önemli bir konu. Ne zaman bu böyle gelişmeye başlamış? 2000'li yıllardan sonra, bu pandemi sonrası ne olacak? O başka bir soru. Acaba herkes eskisi kadar birbirleriyle bir şeyler paylaşacak mı? Avrupa Birliği'ndeki projeler etkisi kadar herkesi bir araya getirecek mi? Horizon 2020'ler, Erasmuslar, birçok güzel projeler, herkes açık inovasyon yaptı, herkes birbirini tamamladı. Acaba herkes kapalı inovasyona mı geçecek? Bunları bir yana koyarsak, demek ki birinci inovasyon yapma yöntemimiz ya kapalı inovasyon yapacağız, kimseye bir şey söylemeyeceğiz, içimize kapanacağız, kendi kendimize bilgi üreteceğiz veya paydaşlarımızla, iş ortaklarımızla, müşterilerimizle, üniversitelerle, üniversite-sanayi iş birliği, tedarikçilerimizle iş birliği yaparak büyük inovasyonlar yapacağız. Buna biz "açık ve kapalı beyin fırtınası inovasyon" diyoruz. Birinci yöntemimiz bu. Beynimizi kullanmak, ortak akıllı kullanmak, ortak zekaya ulaşmak, katılımcı kültürü geliştirmek, çok sayıda fikir üretmek, saçma, düzgün, yanlış, radikal ne isterseniz isteyin.

 

Çok farklı fikirler üretmek, birincisi, bu ikincisi inovasyon yapma yöntemi biraz daha beyin fırtınasını disiplin altına almayı gerektirir. Ben bunun adına 5N 3K diyorum ki birçoğunuz bunu 5N 1K diye bilir bu ülkede. Peki, nedir 5N 3K? Aslında İngilizce'de 5W 2H olarak adlandırılır. Yani beş tane "W" ile başlayan İngilizce kelime ve iki tane "H" ile başlayan İngilizce kelime, "how much" ve "how to". Biz bunları alıyoruz, Türkçe'de ne yapacağım? Ne için yapacağım? Benim inovasyonunun konusu nedir? Ben bunu niçin yapacağım? Niçin buna ben soyunuyorum? Yeni potansiyel mi bulacağım? Beni pazara mı götürecek? Niçin? Kim yapacak bunu? 3K'nın biri, "Kimi"dir, kim yapacak bunu?

 

Ne zaman yapacağım? Sonbaharda mı, baharda mı, yazın mı yapacağım? Nerede yapacağım? Şirkette mi, bölgede mi, köyde mi, dağda mı, tren istasyonunda mı, alışveriş merkezinde mi yapacağım? Kiminle yapacağım bu işi ben? Kime yapacağım? Kaç para yapacağım? Bizim gibi ülkelerde ben bir "K" ile yetinmeyip üçüncü bir "K" da eklerim, kaç paraya yapacağım? Çünkü paranız varsa çok şey yapmak mümkün, ama ne dedik, eğitimimizin birinci bölümünde, maliyet inovasyonunu da yapmamız gerekiyor, para da bizim için önemli. Demek ki ikinci inovasyon yapma metodu, serbest beyin fırtınası değil, grup halinde 5N 3K sorularıyla inovasyonu yapmaktır.

 

Örneğin, yeni bir yoğurt yapalım. Ne yapalım? Yeni bir yoğurt yapalım. Kimin için yapalım? Yaşlılar için yapalım. Nerede yapalım? Fabrikada yapalım. Ne zaman yapalım? Hemen yapalım. Niçin yapalım? Yaşlılar COVID-19'dan zarar görüyorlar, o zaman öyle bir yoğurt yapalım ki COVID-19'a karşı onları korusun. Kim yapacak bunu? Ar-Ge birimi. Kiminle yapacak? X üniversitesiyle. Kaç paraya çıkacak? X paraya. Bu şekilde soru-cevap şeklinde yaptığımız inovasyonlara biz 5N 3K ya da İngilizce 5W 2H inovasyonu diyoruz.

 

Üçüncü inovasyon yapma metodolojisi benim her zaman söylediğim favori alanım olan bionik inovasyon. Yani problemlerimize örnek teşkil edecek hayvanlar, bitkiler ve canlılara bakıp onlardan esinlenmek. Bu yansıtıldığında, gördüğünüz gibi bir çiçeğe bakıp o çiçeğin yapraklarından esinlenip bir ambalaj yapmak ve hatta burada dolu örnekler var, biraz daha ilginç örnekler vermek gerekirse, bir köpekbalığının derisinden esinlenip öyle bir boya yapalım ki kruvazör, destroyer ve denizaltı daha hızlı gitsin. Kartalın gagasından esinlenelim ki zırh daha sert olsun ve hatta ağaçkakan kuşunun gagasından nasıl esinlendim ki taşıtımız aerodinamik sürüklenmeye yenik düşmesin, hatta yunus balıklarının burunlarından nasıl esinlenelim ki trenlerimiz daha hızlı gitsin gibi. Buradaki temel nokta, canlıların temel özelliklerinden ilham alarak, onları bizden farklı kılan yönlerini çıkararak yaptığımız inovasyonu ona göre şekillendirmektir. Örneğin arılar, sabahları kovanlarından çıkıyorlar ve akşama kadar binlerce çiçeği ziyaret ediyorlar ve kovanlarına dönüyorlar. O zaman, eğer pazarlama inovasyonu yapacaksak, arılardan nasıl ilham alabiliriz? Arılar gibi akşama kadar bütün müşterilere nasıl dokunabiliriz? diye düşünüyorsak, bu tarzdaki bir diyalektik yaklaşımı, izomorfik yaklaşımı biz bionik inovasyon diyoruz.

 

Son derece önemli, ama bunu yapmak için grubunuzda bir biyolog olması gerekiyor. Olmasa bile bir hocamız, biyoloji hocası, genetik hocası, bir moleküler biyoloji uzmanı veya üniversite işbirliği yapmak büyük yarar sağlayabilir. Bugün birçok büyük inovasyon, bu canlıların hayatlarından esinleniyor, değerli arkadaşlar. Üçüncü yöntem bionik inovasyon, dördüncü yöntem ise hepinizin hoşuna gidecek türden kombinasyon inovasyonlarıdır. Kombine etmek istediğimiz şeyleri birleştiriyoruz. Bu birleştirme işlemi sonucunda altı farklı kombinasyon ortaya çıkıyormuş. Birinci kombinasyon, teknoloji kombinasyonu. Teknoloji, farklı teknolojileri bir araya getirerek yeni bir ürün oluşturmak anlamına gelir. Mesela, cep telefonları bu işin en iyi örneklerindendir çünkü içinde video kamera, telefon, internet bağlantısı, hesap makinesi gibi farklı teknolojik özellikleri birleştirir. Bir fırın mı yapmak istiyorsunuz? Belki bir ekran ekleyerek, internet bağlantısı kurarak, fırının işi bittiğinde size bir mesaj göndermesini sağlayarak, içindeki pişirme işlemini içeriden izleyerek yeni ve güçlü bir performans ürünü yaratabilirsiniz. Bu nedenle bu tür birleştirme işlemlerine "teknolojik kombinasyon" diyoruz.

 

Ürünleri ve hizmetleri birleştirmek de bu yaklaşımın bir parçası olabilir. İkinci yaklaşım ise malzeme kombinasyonudur. Bu, farklı malzemeleri bir araya getirerek yeni bir malzeme ve kullanım karakteristiği oluşturmayı içerir. Örneğin, spor ayakkabıları plastik, deri, kompozit malzeme ve hava gibi farklı malzemelerin birleşiminden oluşur. Bu farklı malzemeleri bir araya getirerek yeni özelliklere sahip malzemeler üretmek "malzeme kombinasyonlu inovasyonlar" olarak adlandırılır. Bu tür inovasyonlar belki de en kolay uygulananlardan biridir, çünkü farklı malzemeleri aynı anda kullanmak organik, yarı inorganik veya kompozit malzemelerin bir arada kullanılması gibi birçok farklı şekilde gerçekleştirilebilir.

 

Diğer bir yaklaşım ise ürün kombinasyonudur. Bu, farklı ürünleri bir araya getirerek daha fazla işlevselliğe sahip ürünler oluşturmayı içerir. Örneğin, cep telefonları, farklı ürünlerin kombinasyonuyla ortaya çıkar. Bir telefonun içinde hesap makinesi, fotoğraf makinesi gibi birçok farklı ürün bulunabilir. Hesap makinesinden fotoğraf makinesi ne kadar telefondan televizyona kadar fiyatı var.

 

Diğer tarafta dördüncü kombinasyon türü inovasyon da fonksiyonel kombinasyon. Yani farklı fonksiyonları bir araya getirerek yeni bir ürün yapmak. İşte burada iki örnek sundum, binlerce örnek bulabiliriz. Örneğin, bir masa düşünün; masada çalışma alanı, yan tarafta bir bank, masanın ortasında bir kitaplık, üzerinde başka bir şeyler ve hatta bir ekran var. Ekranın önünde bir sistem bulunuyor, klavye üzerine yerleştirilmiş, üstünde bir iPhone ve kalemlikler var. Yani aradığınız farklı fonksiyonları bir araya getirerek yeni bir ürün oluşturabilirsiniz. Bu, firmamızın ürünlerine bağlı olarak buzdolabı, çamaşır makinesi, fırın gibi ürünlerde de kullanılabilir. Bu ürünleri daha fazla fonksiyonlu hale getirmek için "fonksiyonel kombinasyonlu inovasyon" adını veriyoruz.

 

Bir diğer rağbet gören uygulama, yapısal kombinasyon. Bir ürüne birçok farklı fonksiyonel yapının entegre edilmesi örneği olarak saat verilebilir. Saat, hava basıncını gösteriyor, kalp atışını ölçüyor, EKG çekebiliyor, güneşin hareketini takip ediyor, yıldızların konumunu gösteriyor. Bu tür ürünler "akıllı saatler" olarak bilinir. İçinde birçok fonksiyonun bir araya getirildiği bir sistem bulunuyor, derinlik göstergesi, nefes alma takibi, kalp atış hızını ölçme, şeker seviyesi gibi birçok işlevi yerine getirebilir. Bu da dördüncü gruba ait bir kombinasyon türüdür.

 

Son olarak, uyumlandırma kombinasyonu. Burada, taşınabilir ürünleri birbirleriyle uyumlu hale getirme söz konusu. Bu yaklaşım, özellikle sağlık sektöründe yaygın olarak kullanılır. Bir hasta yatağı düşünün; üzerinde bir vinç bulunuyor ve bu vinçe bağlı çeşitli cihazlar bulunuyor. Bu sayede hasta yatağı kan alma yatağına dönüştürülebilir veya cerrahi müdahaleler için uygun hale getirilebilir. Bu, yeni ve daha taşınabilir ürünleri bir araya getirerek gerçekleştirilen bir tür inovasyona "uyumlandırma inovasyonu" adını veriyoruz. Yani dördüncü gruba ait kombinasyon türleri içinde teknoloji, malzeme ve fonksiyonlar bir araya getirilir. Bence bu tür inovasyonlar arasında en çok kullanılan türdür.

 

Beşinci inovasyon yapma yöntemi ise tersine inovasyon, yani "reverse innovation". Tersine inovasyonun öncüsü, çok önemli bir Hintli olan Chavindrajen'dir. Chavindrajen, şunları söylüyor: "Başkalarının yaptığı ürünlere bakın, bu ürünlerden daha üstün olanları daha düşük maliyetle üretebilirsiniz. Mevcut ürünleri izleyerek daha gelişmiş özelliklere sahip ve daha ucuz ürünler yapabilirsiniz." Bu nedenle bu yaklaşımı "tersine inovasyon" olarak adlandırıyoruz. Yani bir makine mi aldınız? Örneğin, bir paketleme makinesi mi aldınız? Bu makineyi inceleyerek daha gelişmiş ve uygun maliyetli bir şekilde nasıl üretebileceğinizi düşünebilirsiniz. Bu konuda Çin, Japonya, Güney Kore gibi ülkeler en iyi örneklerdir. Bu ülkeler, özellikle sağlık sektöründe bu yaklaşımı çok başarılı bir şekilde kullanırlar. Bu tür ülkeler, büyük şirketlerin ürünlerini inceleyerek daha ucuz ve daha kapsamlı ürünler geliştirirler.

 

Tabii ki bunu yaparken çalıp çırpmıyorlar, patent ihlali yapmıyorlar; bilim insanlarıyla iş birliği yaparak daha gelişmiş olanları üretiyorlar ve böylece hazır olan bir şeyi alıp geliştiriyorlar. Burada Güney Kore'nin birçok örneği var, bu hikayelere girmek istemiyorum çünkü zamanınız kısıtlı, ancak Samsung, Hyundai, LG ve Kia gibi şirketlerin hikayelerine bakarsanız, çoğu tersine inovasyon sayesinde bu seviyeye gelmiştir. Batılı ülkeler, bugün Amerika ve Almanya'da tersine inovasyon yapmaya çalışıyorlar. Biz de aynısını yapmaya çalışıyoruz. Savunma sektörümüzdeki gelişmelerin çoğu, bazı ürünlerimizin çoğu ilham alınarak yapılmış ürünlerdir. Bence bu kötü değil, daha iyisini yapıyoruz veya daha çok talep gören ürünleri üretiyoruz. Buna biz 'beşinci numaralı inovasyon yöntemi' olarak tersine inovasyon diyoruz. Altıncı inovasyon yapma aracımız ise 'teknoloji transplantasyonu'dur. Yani, nedir derseniz, buradaki resimler bunu çok güzel anlatıyor. Lazer gibi büyük bir teknolojiyi alıp nerede kullanabilirim? Örneğin, diş dolgusu sonrası lazer ışınını kullanarak dolgunun sağlamlığını artırabilirim. Lazer ışınını alıp göz ameliyatlarında kullanabilirim, mikrodalga teknolojisini alıp seramik fırınlarda kullanabilirim, kızılötesi teknolojisini alıp klavyelerde kullanabilirim. Demek ki, burada sizler, kobiler olarak bu alanda inovasyon yapmak istiyorsanız, teknolojileri sağ tarafta yazın, ürünlerinizi sol tarafta yazın, hangi teknolojiyi alıp benim ürünümün içine koyarsam ben inovasyon yapabilirim? Lazer mi koyacağım? Mikrodalga mı koyacağım? Kızılötesi mi koyacağım? Ultrason mu koyacağım? Ultrasonik teknolojiler mi kullanacağım? Biyomoleküler teknolojiler mi kullanacağım? Manyetik teknolojiler kullanacağım? Elektrik teknolojileri mi kullanacağım? Füzyon teknolojileri mi kullanacağım? Bir ileri teknoloji ortamından başka bir ortama aktardığınızda, buna biz 'teknoloji transplantasyonu' adını veriyoruz arkadaşlar. Bu çok sayıda fikir üretmek için çok idealdir

 

Bütün dünya bunu çok sık kullanır. Yedinci inovasyon aracımız ise benim kendi uzmanlık alanıma giren son 15 yılda Türkiye'de çok yol kat ettiğimiz, dünyada son yıllarda büyük bir ilerleme kaydedilen, tuz gibi çok sihirli inovasyon araçlarından birini kullanmaktır. Nedir, derseniz, tizi duyanlarınız olabilir, duymamış olanlarınız olabilir. Triz nedir, derseniz? Triz, daha önce yapılmış inovasyonlardan yola çıkarak sizin yapacağınız iyileştirmelere doğrudan size fikir veren gizemli bir yöntemdir. 1946 yılında Rusya'da geliştirilmeye başlanmış, 1992'den itibaren Amerika'da son derece kullanışlı hale gelmiştir. Samsung'u Samsung yapan, Intel'i Intel yapan, dünya genelindeki bütün üniversitelerde kullanılan çok gizemli bir araçtır. Ben de son 15 yıldır Türkiye'de değişik mecralardan çok yoğun bir şekilde kullandığım bir problem çözme ve inovasyon yapma aracıdır. Peki, nedir bu triz, derseniz? Çok basit olarak, size bu grafiği hazırladım. Neden inovasyonu triz ile yapmayalım diye Türkiye'deki tüm KOBİ'lere soruyorum ben. Peki, triz ne yapıyor? Triz, dünya çözümlerinden size örnekler sunar, sizin probleminizi triz metoduna hazırlayabilirsek, triz sizin probleminizi çözmek için daha önce çözülmüş olan problemlerden fikirler getirir, inovasyon yapmak için yeni fikirler önerir, tasarımınızı güçlendirir ve hızlı bir şekilde beyin fırtınası yapmadan direkt sonuca ulaşmanıza yardımcı olur. Triz yaklaşımını en iyi anlatan ve zorluğunu da anlatan bu yöntemin dünyada çok gelişmiş olduğunu, Türkiye'de ise daha çok bilinmemesinin psikolojik ataletten kaynaklandığını size küçük bir karikatürle dördüncü bölümümüzü bitiriyorum.

Nedir bu, yansıya baktığımız zaman? İşte, sol tarafta gördüğünüz gibi bir inovasyon yapılmış. Bir mühendis inovasyon yapmış. Ne yapmış? İşte, en hızlı bir şekilde bir arazide yol alabilmek için uygun bir tekerlek geometrisi bulmuş. Diyor ki, orada çalışanlara, onlarla da taş taşıyorlar. Tekerlek de güzel değil, taş taşıyan koşturuyor. Arkadaki adam ittiriyor, taşın arkasında bir adam daha var, o da gözetimde herhalde diyor ki, o adam yani, bunu neden kullanmıyorsunuz? Diyor ve cevaplar çok basit. Arkadaki ben çok meşgulüm diyor. Çok teşekkür ederiz. Onu İngilizce yazdım, bunu Türkçe yazdım. Öbürü ben çok meşgulüm diyor. Burada ne anlatmak istedik? Kombilerimizin inovasyon yapması için örnekleri ihtiyacı var. Bu örnekleri bulmanın bir yolu triz üzerinden geliyor. Triz bize dünyada çözülmüş örneklerden örnekler veriyor, çünkü 4-5 milyon patentteki inovasyon yaklaşımlarını bize anlatıyor, kompakt bir şekilde anlatıyor. Bunlardan yararlanın diyor. Demek ki toz yaklaşımı işe yaramak için yedinci yaklaşım. Şimdi beşinci bölümümüze geçmeden bir daha tekrarlayalım. Teknoloji transplantasyonu önemli bir yaklaşım, tersine inovasyon önemli, kombinasyon yöntemleri son derece önemli, biyolojik inovasyon da son derece önemli, 5N 3K ve beyin fırtınası yöntemlerini biz inovasyon yapmak için kullanabiliriz, değerli arkadaşlar. Bunları yaptıktan sonra, bunları öğrendikten sonra birini tercih edeceğiz. Birini, ikisini, üçünü tercih edeceğiz. Ama tercih ettikten sonra, şüphesiz ki inovasyon için fikir üretmemiz lazım. Fikir gelmezse nasıl yeni bir ürün yapacağım? Dediğiniz zaman, bu eğitimin beşinci bölümünde, inovasyon için yeni fikirler nasıl oluşturulur? Fikir üretme metotları nelerdir? Onları ele alacağız. Şimdilik bir ara veriyoruz.

 

Prof.Dr. Ruhi Kaykayoğlu ・ 26 dk