5. İnovasyon için Yeni Fikirleri Nasıl Oluştururuz?

Kobilerde inovasyon yolculuğu eğitimimizin beşinci bölümündeyiz. Bu bölümde, inovasyon için yeni fikirler nasıl oluşturulur? Bunlara değineceğiz.

 

Bundan önceki dört bölümde neleri ele aldık? Birinci bölümde inovasyonun neden önemli olduğunu ve niçin önemli olacağını tartıştık. İkinci bölümde inovasyonun kobiler için sunduğu fırsatları inceledik. Üçüncü bölümde farklı inovasyon türlerini ele aldık. Daha sonra inovasyon yöntemlerini bir önceki bölümde inceledik.

 

Şimdi ise inovasyonla birlikte nasıl yeni fikirler üretebiliriz? Buna odaklanacağız çünkü inovasyonun temeli, ortak akıl ve ortak zeka ile iyi fikirler üretmekten geçer. Yaratıcı ve inovatif düşünme yeteneklerini geliştirmek için tekniklere başvurarak inovasyon fikirleri üretebiliriz. Dolayısıyla burada başka bir önemli konuya geldik. İnovasyon yapacak olan kobiler, çalışanlarının düşünme tarzlarını değiştirmesi gerektiğini, düşünme tarzlarını yenilemesi gerektiğini anlamalıdır.

 

Peki, bunu nasıl başarabiliriz derseniz, genellikle insanlar yaratıcı ve inovatif düşünme konusunda iki farklı yaklaşımı kullanır. Bu yaklaşımları düşünme okulları olarak adlandırabiliriz. Birinci okul, kognitif-psikolojik yöntemler okulu olarak bilinir. Yani beynimizin programlanmamış bir şekilde yeni fikirler üretme yeteneğini geliştirmeyi amaçlar. İkinci okul ise programlanmış yaklaşımı kullanır, yani kognitif olmayan yöntemlere odaklanır.

 

Peki, bu yöntemler nelerdir diye sorarsanız, özellikle programlanmamış yeni fikirler üretme konusunda, çalışanların beyin fırtınası yaparak yeni fikirler üretmeleri, yaratıcı fikirleri düşünce güçleriyle ortaya koymaları bu kategoriye girer. Ne kadar çok yeni ve farklı fikir üretirsek, inovasyona o kadar yaklaşırız. İlk okul sadece beyin fırtınası ile sınırlı değildir; Jony Buzan'ın geliştirdiği zihin haritası yaklaşımı gibi diğer teknikleri de içerir. Hatta Malta'lı profesör Edward De Bono'nun geliştirdiği yatay düşünme ve altı renkli şapka düşünme yaklaşımı gibi.

 

Jules Verne, 1800'lerin ortalarında hayal kurarak düşünmeyi geliştirdiğini söylüyor, hatta Einstein bile teorisini geliştirirken hayal kurduğunu belirtmiştir. Ayrıca düşünmeyi güçlendiren diğer yaklaşımlar arasında müzik dinlemek, seyahat etmek, arkadaş toplantılarına katılmak, kahve içmek veya farklı ortamlarda düşünmeye teşvik etmek gibi şeyler bulunur.

 

Sonuç olarak, inovasyon için yeni fikirler bulmak istiyorsak, bunu farklı ortamlarda mı yapmalıyız? Tüm çalışanları pikniğe götürmeli miyiz, orada mı fikirler bulmalıyız? Tüm çalışanlarla kahve içip birlikte mi düşünmeliyiz? Parka mı gitmeliyiz? Hayal mi kurmalıyız yoksa beyin fırtınasının temelinde yer alan sıradışı ve saçma fikirler mi düşünmeliyiz? Yoksa mind mapping gibi daha sonraki problem çözme tekniklerini mi kullanmalıyız?

 

Ayrıca bunları yaparken beynimizi besleyen diğer süreçlerden faydalanmalı mıyız? Problemleri çözmek için üzüm mü yemeliyiz? Ceviz mi tüketmeliyiz? Yemeklerimize mi dikkat etmeliyiz? Örneğin, çalışma ortamında öğle yemeklerinde şekerli tatlılar mı yemeliyiz? Şekerin beyin fonksiyonlarını artırdığına dair bir inanış vardır.

 

 

 

Sonuç olarak, birinci okul teorisi değerli arkadaşlar, yaratıcı bir fikri oluşturup bunu inovasyona dönüştürmek istiyorsanız, beyninizin gücüne dayalı birçok yaklaşımı bunun içine sayabiliriz. Örneğin, bugünün gündemi değil, ama bir FMA yöntemi, bir 6 sigma yöntemi, bir balık kılçığı yöntemi, bir 8D problem çözme yöntemi, hepsi bu birinci okulun içindedir. Yani beynimizi güçlendirmek, farklı düşünmek.

 

İkinci okul ise biraz önce konuştuğumuz "Tokuludur." Yani beynimizde yaratıcı fikirleri bulabilmek için beynimize yönlendirmek. Beynimize, "Sen bu fikri bulmak için şunu yap, bu problemi çözmek için şu adımlardan geç, bu metotları kullan" gibi yönergeler vermek. Bu metotları kullanırsanız, bu metotlarında daha önceki insanlar tarafından oturtulmuş buluşlar olduğunu söyler. Siz de bu metotları kullanarak yeni fikirler bulabilirsiniz. Dediğimiz şey, beynimizi yönlendiren, beynimizi programlayan, beynimizdeki gücü ortaya çıkaran, ama deneme yanılma ile değil, beyin fırtınası ile değil, tek atımla sonuca ulaştıracak "TRIZ" gibi yaklaşımları kullanarak biz yeni fikirler yaratabiliriz. Bugün, sadece mühendislikte değil, pazarlamada, satışta, eğitim sahasında, kalitede, finans sektöründe, hizmet sektöründe, bütün dünyada çok kullanılan yeni bir algoritmadır. Hatta ben son 3-4 aydır bunu yapay zeka yazılımı gibi görüyorum. Çünkü içinde şimdi yapay zeka nedir diye hemen bir parantez açarsak, yapay zeka, geçmişteki tecrübelerden yararlanan bir zekayı kullanmak demektir. Yapay zekâsı olan robotları diyoruz. Çünkü robotların bir zekası yok, ama robotların içindeki yazılım geçmişteki bilgileri siz yüklerseniz, robot çok daha hızlı problem çözer. Hızlı çözer. Şimdi TRIZ'de öyle bir şey. TRIZ, yaptığı şey, sizin beyninize, sizin problemlerinizle ilgili daha önce çözülmüş olan problemleri getirdiği için, siz çok daha hızlı problem çözebilir, yeni fikirler bulabilirsiniz.

 

Şimdi tekrar bir özet yaparsak, inovasyona giden yolda yeni bir fikir bulmak istiyorsak, bütün dünya bu alanda yedi tane farklı alan kullanıyor şu anda. Yedi farklı alanımız var. Bu alanlardan birincisi hala "beyin fırtınası" yani hala geçerli. Yeni bir fikir bulmak için kullanılan bir yöntem Edward De Bono'nun yaklaşımı olan yanal düşünme. Edward De Bono, yeni fikir bulmak istiyorsanız, derinlemesine düşünmeyin, yanal düşünün der. Yani müzik dinleyin, resim yapın, sinemaya gidin, kafanızı açın diyor. O zaman yaratıcı olabilirsiniz, inovasyon fikri aklınıza gelebilir. Öte yandan Tony Buzan, beyninizin zaten örümcekler gibi düşündüğünü ve nöronlarını devre dışı bıraktığını söylüyor. Ona benzer bir düşünme tarzı geliştirmenizi öneriyor veya Thompson'ın dediği gibi tersine beyin fırtınası yapmanızı öneriyor. Yani, ben bu ürünü nasıl daha iyi yaparım değil, ben bu ürünü nasıl kötü yapabilirim düşünürseniz daha iyi bir ürün yaparsınız diyor. Veya ben bunu nasıl daha fazla satarım değil, ne yaparsam satamamı düşünürseniz, daha hızlı inovasyon yapabilirsiniz diyor. Veya Polonyalı matematikçi Zwick, benzerlik ile yola çıkarak, morfolojik analiz yaparak, belki biyonik inovasyon gibi izomorfik düşünerek, belki inovasyon daha hızlı yapabiliriz veya biraz önce vakit ayırdığımız TRIZ gibi veya Jules Verne'in 1850'lerden sonraki yazdığı kitaplardaki "80 Günde Devri Alem," "Denizler Altında Yirmi Bin Fersah" gibi düşünerek yaratıcı olarak yeni fikirler yaratabiliriz.

 

Şimdi bunları özetleyelim, şimdi ne konuşuyoruz? Biz inovasyon yapacağız metodumuzu bulduk ama fikir bulmamız lazım. İnovasyon süreci neydi?

 

Fikir bulmak, sonra bunu konsepte çevireceğiz, ardından prototip oluşturacağız ve üreteceğiz, ve son olarak satacağız. Bu bakımdan inovasyon yapmanın, inovasyona fikir geliştirmenin temelde iki yaklaşımı var. Ya benim "Edison vari düşünme" dediğimiz yaklaşım, Edison çok deneyimliydi, çok becerikliydi ve çok deney yaptı; ışığı buldu, ampülü buldu ve diğer patentleri buldu. Yani kişiye bağlı birinci okul, çok deney, çok deneyim, çok beceri hemen iyi fikir buluyor, böyle yapacağız. Yani oturacağız, bizim bir problemimiz mi var? Bizim bir problemimiz var, ülke problemimiz var, finans problemimiz var, bunu oturacağız, konuşacağız. Bireyler toplanacak, ekipler toplanacak, bazen ekipleri toplayacağız. Japon üretim sisteminin temelinde olan işte TPM gibi, Hoshin gibi, 5S gibi toplantılar yapacağız, bu problemi çözeceğiz veya PDCA döngüleri gibi. Bunu yaparken genellikle fikir üretmek için beyin fırtınası yapacağız, diğer problem çözme yaklaşımları kullanacağız ve inşallah fikri bulacağız ve çözeceğiz, birinci yaklaşım budur.

 

İkinci yaklaşım ise biraz önce anlattığımın daha gelişmiş bir versiyonu. Altshuller isimli bir Rus'un 1946'larda ortaya sunduğu bir çözüm. Altshuller diyor ki, benim buluş yapmak ve inovasyon yapmak için deneyim ve kabiliyetim yetmiyor, ben diyor, problemi çözmek için diğer icatlar, patentler, diğer uygulamalardan yararlanırsam, bilim ve teknolojiden de yararlanırsam, diyor, çözümü daha kolay bulurum, diyor. Bu anlattığımın temel felsefesi budur. Demek ki fikir bulmak için ben bazı araçlardan yararlanacağım, aynen yapay zeka mantığıyla, o araçlar beni daha hızlı fikir ürettirecek. Ya bu yolu seçeceğim ki biz buna "TRIZ" yolu diyoruz, ya da biraz evvel konuştuğumuz gibi oturacağız, programlanmış bir beynimize yapmaya çalışacağız.

 

Tabii ki dediklerimin olabilmesi için firma içinde bir inovasyon kültürünün oluşturulması gerekiyor. Firma, en azından çok sayıda fikir üretmeye hazır olmalı. İnovasyonun temeli, ne dedik? Çok fazla fikir üretmek. Firma içinde ne kadar çok fikir üretirseniz, sonuca o kadar hızlı gidersiniz. Fikirlerin de çok sıradan olmaması gerekiyor, çok inovatif olmaları gerekiyor, sizi koşturması gerekiyor, birinci eğitimimizi hatırlayın: Yeni pazar, yeni müşteri değil mi? Nereye gideceğiz? Ve bu sürecin etkin bir şekilde yönetilmesi gerekiyor. Bunu biraz sonra altıncı bölümümüzdeki eğitimimizde konuşacağız. İnovasyon yönetimi sürecini yapılandırmamız gerekiyor.

 

Ancak oraya gelmeden önce, size çok güzel bir slayt paylaşmak istiyorum. Bu slayt, bir firmada inovasyon fikir üretmek için kullanabileceğimiz bazı metotları gösteriyor. Yansıttığınız gibi, eğer siz ürün ve pazarlama alanında sektöre dönük yeni fikirler üretmek istiyorsanız, bu alanda kullanabileceğiniz önemli araçlar bulunuyor. Bu araçlara bir göz atalım: TRIZ, morfolojik analiz, patent taraması, 5N1K-3K, SCAMPER yaklaşımları, morfolojik analizler, 10 fikir 8 dakika gibi sıkı ve radikal yöntemlerle fikir üretebilirsiniz. Ancak, eğer ürün ve pazarlama alanlarına yönelik yeni fikirler üretmeyecekseniz, süreç ve inovasyon için yeni fikirler üretecekseniz, biraz daha düşük tekniklere ihtiyaç duyabilirsiniz.

Altı şapkalı düşünme tekniği, beyin fırtınası Türkiye'de son zamanlarda çok hoşuma giden 5 Why (Neden), 5 defa neden sorayım fikri. Neden, niçin, niçin sorayım, herhalde beşincinin içinde cevabını bulabilirim ya da 5N1K yöntemleri de kullanılabilir. Veya hali hazırda mevcut sistemimde yeni ürün ya da süreç geliştirmek istiyorsam daha kolay yöntemler var. Karşılaştırmalı yöntemler, balık kılçığı yöntemleri, zihin haritalama yöntemlerini kullanabilirsiniz.

 

Şimdi bu grafikte gördüğünüz X ekseni yukarıya doğru size yeni pazarları, yeni potansiyel müşterileri getirirken aşağıdaki kısım ise size mevcut pazarı, mevcut müşterilerinizle ilgili iyileştirmeler sağlar. O zaman alt tarafı daha çok artımsal inovasyonlar için kullanabileceğiniz gibi yukarıdaki kısmı daha radikal, daha çarpıcı inovasyonlar için tercih etmeniz gerekebilir. Demek ki inovasyonla çalışacak olan KOBİ'lerin fikir üretme sürecini gözden geçirip kendilerine uygun olan fikir üretme yöntemlerini de bulmaları gerekiyor. Çünkü sonuçta üretecekleri fikirlerin bir kısmı inovasyon olacak, eğer zaten sıradışı fikirler buluyorlarsa, bu sıradışı fikirlerin bir kısmı ARGE projesi olacaktır. Yani her bulduğunuz fikri inovasyona dönüştüremezsiniz, belki öncesinde ARGE çalışması yapmanız gerekebilir. ARGE ile geliştirilecek fikirler bunlar. Bu nedenle her çıkardığınız fikrin önce ARGE fikri mi yoksa inovasyon fikri mi olduğunu ayırt etmeniz gerekmektedir. Fikirleri değerlendiren kurulun önce ARGE, sonra inovasyon olarak bu ayrımı yapması ve yönlendirmesi gerekmektedir.

 

Dedikten sonra, gelin bu konuştuğumuz bilgileri kullanarak işletmemizdeki inovasyon yönetim sürecini nasıl yönlendirebileceğimize bakalım. Ancak bu konuya girmeden önce, kısa bir ara verelim ve altıncı eğitimimizde tekrar buluşmak üzere.

Prof.Dr. Ruhi Kaykayoğlu ・ 14 dk