E-Ticaret; İş Dünyası, Teknoloji ve Toplum

E-ticaret ve başlangıç süreci... E-ticaret yükseldi. Uçakların havalanması gibi bir kalkış yaptı ve bir soru sormak istiyorum. Bu dergi hangi yıla ait olabilir acaba? Cevabı vereyim. 15-21 Mayıs 2004. Bundan 16 sene önce, e-ticaretin bu noktaya ulaştığı şekilde gösteriliyor ve sanki her şey yeni başlıyormuş gibi. Bu da 2017 yılında The Economist tarafından yayınlanan başka bir ek. Başlığı şu şekilde: "Yeni Pazar, Yeni Piyasa ve E-ticaret" üzerine özel bir rapor. Şimdi e-ticaret nedir? Neden önemlidir?

 

Bunları size anlatacağım ve sizinle paylaştığım kaynağı tekrar baştan paylaşmak istiyorum. Pearson tarafından basılmış olan muhteşem bir kitap. Çok sayfalı, yaklaşık 900 sayfa. Son baskısı yapılan bir kitap. Büyük ölçüde buradan yararlandım. Bununla ilgili özellikle sizinle paylaşmak istiyorum. Gerçekten e-ticaretin hem hukuki boyutunu, hem finansal boyutunu, hem de ticaret boyutunu kapsamlı bir şekilde ele alan bir kitap. Ve e-ticaret konumuza sorularla başlayalım. Şimdi e-ticaret için teknolojik bir altyapı gerekiyor. Bunları anlayabiliyor muyuz? Buna sahip miyiz? E-ticaret teknolojisinin bazı özellikleri var. Bunlar hiçbir şeye benzemiyor.

 

 Bunları tamamlayabiliyor muyuz? İş sürecindeki önemini vurgulayanı biliyor muyuz? Başlıca e-ticaret türleri nelerdir? E-ticaret zaman içinde nasıl evrimleşti? E-ticaret öğrenmek zorunda mıyız? E-ticarette katkıda bulunan bazı akademik disiplinler var. Onlara da değinerek e-ticaret konusunu ele alacağız. İlk olarak bir tartışma ile başlayalım. Wherys gibi bir hizmetten faydalandınız mı? Örneğin, Getir ya da Yemeksepeti gibi? Örneğin, koronavirüs öncesi veya sonrası, niçin önemlidir? E-ticaret nasıl tanımlanır? E-iş (electronic trade), ace-trade ya da e-covese, bir de e-business var. Bunlar arasındaki fark nedir? Temel olarak bu hizmetlerin kullanımı ne kadar arttı? Örneğin, Uber gibi bir şirket büyük ölçüde müşteri kaybetti. İnsanlar dışarıya çıkmadı, ancak Getir veya Yemeksepeti gibi benzer türde hizmet veren şirketler var. Yemek yapma veya sağlık gibi ihtiyaçlarınız var, dışarı çıkamıyorsunuz. Belirli bir yaş grubunun sokağa çıkma yasağı olduğu veya kısıtlamaların olduğu günlerde, bu tür hizmetler büyük ölçüde popüler hale geldi.

 

O zaman bu şirketlerin, kullanıcıların ve sağlayıcıların çekiciliği, yani talebe yönelik çekicilik artıyor. Peki, bu hizmetlerin artmasının olumsuz sonuçları var mı? Kim üzerinde? Birtakım işler üzerinde veya sizin üzerinizde. Şimdi e-ticaretin ilk 20 yılına baktığımız zaman, yani 1990'ların ortalarına doğru yaşadıklarımızı sadece bir başlangıç olarak söyleyebiliriz. Çünkü yaygın etkilerini henüz hissedemedik, ancak e-ticaret çok hızlı bir gelişim ve değişim içerisinde. Posta hizmetleriyle herkes mektup yazarak bayramlarda birbirlerine kart gönderiyordu. Birdenbire e-mail kullanarak kutlamalarını yapmaya başladılar. Bir süre sonra mektuplaşmalarını e-mail'e aktardılar. Hazır kartlar kullanılıyor, sadece isim yazılıyor. Hatta menüden seçerek nasıl bir mesaj gönderileceğini belirliyorlar ve beş dakika içinde karşı tarafa ulaşıyor. Bu durum, posta hizmetlerinin neredeyse sonunu getirdi. Ardından, SMS ile mobil teknolojiler birazcık azalttı ve ardından gelen WhatsApp, bugün e-mailin ikincil bir konuma düşmesine neden oldu.

 

Bugün bir e-mail ile en fazla 10-15-20 megabayt boyutunda belgeleri birçok kişiyle aynı anda paylaşabilme imkanına sahipsiniz ve WhatsApp, bugün birçok noktada e-maili tamamen geride bıraktı. Gruplar oluşturabilirsiniz, iş grubu oluşturabilirsiniz, görüntülü iletişim kurabilirsiniz. İşlerinizi görüntülü olarak takip edebilir veya bir mağazadan bir şey alırken eve bile sorabilirsiniz. Hemen görüntülü arayarak isteklerinizi iletebilirsiniz, "bunu istiyorum, şunu istiyorum" diye sorabilirsiniz, örneğin konserve mi yoksa makarna mı, şeker mi değil mi, sadece onu değil bunu isteyebilirsiniz.

 

Peki, bunun beraberinde ne getiriyor? Çok yeni fırsatlar ve aynı zamanda riskler de getiriyor. Ben risklere, fırsatlar çerçevesinde risklere şu açıdan bakmak istiyorum. Bugün bizi rahatlatan bu tür şeylere bir an için erişemediğimizi varsayalım. Yani WhatsApp görüntülü araması çalışmıyor, Twitter'da bazı olaylar oldu, kullanımınız kısıtlandı veya navigasyonu kullanamıyoruz, sadece ona güvenerek yola çıkmıştık. Bu tür şeylerin elimizde olması ve ardından elimizden gitmesi durumunda maruz kalacağımız risklerin ve zararın farkında olmamız gerekiyor.

 

Peki, niçin e-ticarete ilişkin bir eğitim almak durumundayız? Bunun cevabı çok basit, fırsatları ve riskleri görebilmek için. Aynı zamanda e-ticarete ilişkin fikirleri, modelleri, fırsatları, sorunları ve riskleri analiz edebilmek için. Şimdi, internetin ticari veya iş amaçlı kullanımı var. Neler var? Web üzerinden "www" ile gösterilen şeyler var, başka ne var? Mobil tarayıcılar ve uygulamalar var. Daha anlaşılır bir tanım yapacak olursak, kurumlar ve bireyler arasında dijital olarak gerçekleştirilen işlemler var ve bunları bir şekilde e-ticaret kapsamında değerlendirebiliyoruz, ancak mobil uygulamalar konusu biraz daha farklı bir yapıya sahiptir. Ona da birazdan değineceğim.

 

E-business, işinizi elektronik veya dijital hale getirerek, şirket içindeki işlemleri ve süreçleri dijital olarak etkinleştirmeyi ifade eder. Örneğin, bir şirketin stok kontrolünü online olarak yapması bir e-business faaliyetidir. Bu eylem herhangi bir kazanç sağlamasa da işin dijitale geçirilmiş olmasını sağlar. Ancak bu durum, kurumsal sınırlar içinde ticari bir işlem olarak değerlendirilemez. Yani bir alışverişi içermez. Ancak iş alışveriş içeriyorsa, bu e-ticaret kategorisine girer. Dolayısıyla e-ticaretin temelinde internet, www ile gösterilen bilgi sistemleri ve mobil platformlar yer alır.

 

Mobil kullanıcılar için web siteleri ve uygulamalar arasındaki avantaj ve dezavantajlara gelince, tartışabiliriz. Örneğin, web sitesine girdiğinizde bir şeye bakabilirsiniz, ancak bir uygulama kullanarak cep telefonunuzdan çok daha hızlı bir şekilde erişebilirsiniz. Örneğin, uçak bileti alırken web sitesinden mi yoksa uygulamadan mı almanın farkı nedir? Kullananlar bunun farkını iyi bilir. Uygulamalar, en az zaman ve en fazla tasarrufla sizi bir noktadan başka bir noktaya götürebilen araçlardır. Web sitesinde gezinmek zorunda kalırsınız, zaman kaybedersiniz.

Uygulamaların içerik sahipleri ve oluşturucuları açısından da önemli avantajları vardır. Şimdi size şu soruyu sorayım: Uygulamalar sonunda web’in saltanatına son verebilir mi? Sizce verebilirler mi, veremezler mi? Eğer verebilirlerse, neden verebilirler, veremezlerse neden veremezler? Bu sorunun cevabını siz verebilirsiniz.

E-ticaretin eğilimleri ve trendleri mevcuttur. E-ticaretin tüm türleri ve alt dalları güçlü bir büyüme göstermektedir. Bugün e-ticaretin gelişimi, özellikle COVID-19 salgınının 3. ve 4. aylarından sonra dijital mağazaların açılmasıyla hız kazandı. Fiziksel olarak hiçbir ürün olmayan bir mağazaya girdiğinizde, dijital olarak tüm ürünleri 3 boyutlu olarak görebilir ve inceleyebilirsiniz. Hatta orada tasarım yaptırabilir ve sipariş verebilirsiniz, ürünler kapınıza gelir. Bu hizmet büyük bir yer kaplamasa da tek bir uygulama ile farklı sonuçlar elde etmenizi sağlar. Mobil platform aynı zamanda mobil e-ticaret gerçekliğini hayata geçirdi. Bugün bir mobil uygulamanız varsa, bu uygulama aracılığıyla anında çeşitli hizmetlere erişebilirsiniz. Taksiye ihtiyacınız varsa kapınıza çağırabilirsiniz. Hatta bulunduğunuz konuma pizza siparişi verebilirsiniz, ev adresi şart değildir. Kredi kartıyla ödemenizi yaptıktan sonra şu anda hangi durakta olduğunuzu belirttiğinizde siparişiniz gelir. Sonuç olarak, çevrimiçi sosyal etkileşim ve paylaşım artan bir şekilde mevcuttur. Instagram üzerinden yapılan bir paylaşım anında çok sayıda insana ulaşabiliyor. Gençler tarafından en çok tercih edilen sosyal medya araçlarından biri olan Instagram, Twitter ve Facebook gibi platformlar da benzer şekilde belirli bir yaş grubuna yönelik hale gelmiştir.

 

 Peki, e-ticaretin benzersiz kılan özelliği nedir? İngilizcede "Ubiquiti" adı verilen bir kelime var. Bu kelime aynı anda her yerden erişimi ifade eder. Bu ne anlama geliyor? Diyelim ki bir şey satın almak için bir siteye gireceksiniz. Bu siteye dünyanın farklı coğrafyalarından 1000 farklı kişi aynı anda girebilir ve hepsi aynı şeyi aynı anda görebilir. Bu çok güzel bir özellik, değil mi? Bugünün meselesi sosyal medyada bir tweet atıyorsunuz ve bu tweet Avustralya'daki bir kişi tarafından hemen görülebiliyor. Bu tweet ile savaş ilan edebiliyor, diplomasi yapabiliyor, her şeyi yapabiliyor. Bugün Twitter'dan yapılan açıklamaya göre eskiden "Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklama" denilirdi, şimdi ise "Başkanlık tarafından yapılan açıklama" deniliyor. Ayrıca etiketler bir diplomasi ve ticaret aracı haline geldi. Ticaret savaşları bile Twitter üzerinden yapılıyor.

 

Başka neler var? Küresel erişim var, evrensel kabul görmüş standartlar var. Ayrıca ciddi bir bilgi zenginliği, karşılıklı etkileşim, bilgi yoğunluğu, kişiselleştirme, özelleştirme ve tabii ki sosyal teknolojiler var. Peki, elektronik ticaretin veya e-ticaretin farklı türleri nelerdir? Birkaç tanesini burada paylaşmak istiyorum. İlk olarak B2C, yani "İşletmeden Tüketiciye" ticaret. Bu Türkiye'de önemli fırsatlar sunan bir alandır. Diğer bir tür ise B2B, yani "İşletmeler Arası" ticaret. Örneğin, Türkiye'deki bir büyük firma ürünlerini İngiltere, Amerika veya Almanya gibi ülkelerdeki büyük bir firmaya ihraç edebilir. Ayrıca tüketiciden tüketiciye ticaret de mevcuttur. Örneğin, bazı sitelerde elinizdeki bir kalem veya bir masa-sandalye gibi ürünleri satmak istediğinizde, siz de bir tüketici olabilirsiniz. Mobil ticaret olarak adlandırılan M-trade, sosyal medya üzerinde yapılan s-ticaret ve yerel e-ticaret de mevcuttur.

Prof.Dr. Coşkun Küçüközmen ・ 12 dk