Perakende Sektöründe Faaliyet Gösteren Esnafların Odağındaki 10 Trend

Perakende Sektöründe Faaliyet Gösteren Esnafların Odağındaki 10 Trend

Mevcut pazar koşulları ve yeni trendler hakkında güncel bilgilere sahip olmak, işletmenizi geliştirmenize yardımcı olabilir. Bu sayede müşterilerinizin ve pazarın ne istediğini daha iyi anlayarak beklentileri karşılayabilir, geleceğe daha iyi hazırlanabilirsiniz.

 

Perakende sektörü, son birkaç yılda benzeri görülmemiş değişikliklere tanık oldu. İş yapış şekillerinden müşteri beklentilerine, ekonomik koşullardan teknolojideki gelişime kadar her alanda yaşanan önemli değişimler, perakende sektörü oyuncularından stratejilerini, hedeflerini ve yol haritalarını güncellemelerini bekliyor. Bu durum özellikle perakende sektöründe faaliyet gösteren esnafların mevcut koşullara yanıt vermesini güçleştiren sonuçlar ve aynı şekilde gelecek konusunda pek çok soru işareti yaratabiliyor. Bu belirsizlik döneminde, perakende gibi rekabetin hayli yüksek ve birçok değişken tarafından yönlendirildiği bir sektörde başarılı işletmelerin neyi farklı yaptığını bilmek, değişimlere uyum sağlamak ve müşterilerin beklentilerini anlamak esnaflar için en önemli araçlardan biri oluyor. Bu açıdan müşterilerinizin ihtiyaçlarını karşılamak ve rekabette bir adım önde olmak için işletmenizin operasyonlarını etkileyen trendleri izlemeniz oldukça önemli.

Mevcut pazar koşulları ve yeni trendler konusunda güncel bilgilere sahip olmak, işletmenizi geliştirmek için bu trendlerin gücünden yararlanmanıza yardımcı olabilir. Bu sayede müşterilerinizin ve pazarın ne istediğini daha iyi anlayarak beklentileri karşılayabilir, geleceğe daha iyi hazırlanabilirsiniz.

 

E-ticaretteki hızlı büyüme:

Daha fazla müşteriye ulaşmak için online satışlara ve e-ticaret platformlarına odaklanmanın önemi giderek artıyor. E-ticaret sektörü hızla büyüyor ve her geçen gün yeni online mağazalar açılıyor. Geçen yıl itibarıyla dünya genelindeki online perakendeci sayısının 9 milyonu aştığı belirtiliyor. Statista, e-ticarette devam eden büyümeyle birlikte, dünya çapındaki tüm perakende satışların 2026 yılına kadar dünya çapındaki e-ticaretin yüzde 24'ünü oluşturacağını tahmin ediyor; bu, 8 trilyon dolardan fazla bir rakama işaret ederken küresel e-ticaret satışlarının 2025 yılına kadar pandemi öncesi seviyelerin iki katından fazlasına ulaşması bekleniyor.

Öte yandan, Türkiye, Brezilya ve Arjantin dünyanın en hızlı büyüyen e-ticaret pazarları olarak öne çıkıyor. 2023-2027 arasında Brezilya, Arjantin ve Türkiye'nin perakende e-ticaret sektörlerinde yüzde 14'ün üzerinde bileşik yıllık büyüme oranları (CAGR) bekleniyor.

 

Dijital ödemeler:

Tüketicilerin rahat ve güvenli işlemlere yönelik tercihleri doğrultusunda dijital ödeme yöntemlerinin kabulü ve kullanımı artıyor. McKinsey tarafından yayınlanan 2023 Dijital Ödemeler Tüketici Anketi’ne göre, sekiz yıldır ilk kez on tüketiciden dokuzundan fazlası yıl boyunca bir tür dijital ödeme yöntemi kullandığını söylüyor. Dijital ödeme kategorilerinin lideri, "bilgisayar, telefon veya tabletteki bir web sitesi/tarayıcı aracılığıyla bir şeyler satın almak ve/veya hizmetler için ödeme yapmak" olarak tanımlanan online satın alma işlemi olmaya devam ediyor. Ankete katılanların yüzde yetmiş üçü geçen yıl böyle bir dijital ödeme yaptığını bildiriyor.

 

Fiziksel mağazalardan alışverişte görülen düşüşler olmakla birlikte tüketicilerin çoğu, fiziksel mağaza alışverişlerinde çevrimiçi davranışları sürdürebilmeyi bekliyor. Mağaza içi dijital ödemelerin kullanımı özellikle 18-24 yaş arası gençler arasında güçlü olurken, gençlerin yüzde 32'lik benimseme oranı, 55 yaş üstü grubun iki katına yükseliyor. Dikkate değer bir diğer değişiklik ise dijital cüzdanların benimsenmesi yönelik eğilim; 2021’de tüketicilerin yüzde 30'u, telefonlarında üç veya daha fazla dijital cüzdan bulundurmayı öngörüyordu. 2023 yılında ise bu pay yüzde 20’ye düştü. Tersine, tek bir cüzdan kullanacağını belirten katılımcıların oranı ise aynı dönemde yüzde 21'den yüzde 31'e yükseldi.

Kişiselleştirme:

Veriye dayalı içgörüler ve hedefe yönelik pazarlama yoluyla alışveriş deneyimini bireysel tercihlere göre özelleştirmek perakendeciler için giderek daha fazla önem kazanıyor. Tüketiciler, her zaman daha iyi bir seçenek bulabileceklerinin farkında ve tercihlerinin arkasındaki tek neden artık rekabetçi fiyatlar veya indirim kampanyaları değil. Tüketiciler kişiselleştirilmiş deneyimler bekliyor. Favori markalarının ve e-ticaret sitelerinin kendilerini tanımasını istiyorlar.

Örneğin, Salesforce’un bu yıl altıncısı yayınlanan Bağlantıdaki Tüketicilerin Durumu araştırmasına göre müşterilerin yüzde 73'ü teknoloji ilerledikçe daha fazla kişiselleştirme bekliyor, yüzde 65’i şirketlerin değişen ihtiyaçlarına ve tercihlerine uyum sağlamasını isterken yüzde 61’i çoğu şirketin müşterilere sadece bir sayı olarak baktığını ifade ediyor. Yüzde 80 gibi yüksek bir orandaki katılımcı ise bir şirketin sağladığı deneyimin, ürün ve hizmetleri kadar önemli olduğunu söylüyor.

Sürdürülebilirlik:

Çevre dostu ürünlere ve sürdürülebilir faaliyetlere yönelik talep giderek artıyor. Deloitte tarafından yayınlanan The Sustainable Consumer 2023 (Sürdürülebilir Tüketici 2023) araştırması, iklim krizi ve artan yaşam maliyetine ilişkin endişeler nedeniyle tüketicilerin giderek daha sürdürülebilir bir şekilde yaşamayı ve sadece ihtiyaç duydukları şeyleri satın almayı tercih ettiklerini bildiriyor. Öte yandan, tüketiciler, özellikle yiyecek, içecek, giyim, ev ve güzellik ürünleri gibi en sık satın alınan ürünler söz konusu olduğunda kendi etik ve çevresel değerlerini paylaşan markaları seçiyorlar ve bunun dışında kalan markalardan alışveriş yapmayı tercih etmiyorlar.

Buradan hareketle uygun fiyat, dayanıklılık ve döngüsellik gibi sürdürülebilirlik trendlerine odaklanmak, büyümek ve müşterilerinizle bağlantı kurmak için boşlukları ve yeni fırsatları yakalamanıza yardımcı olabilir. Ancak bu noktada sürdürülebilirliğin çevresel faktörlerin yanı sıra etik faktörleri içerdiğini de unutmamak gerekiyor; tüketiciler, net-sıfırın yanı sıra insan ve işçi haklarını savunan markalara değer veriyor.

Çok-kanallı stratejiler:

Çeşitli temas noktalarında kusursuz bir alışveriş deneyimi sağlamak için çevrimiçi ve çevrimdışı kanalları entegre etmenin önemi artıyor. Giderek daha fazla müşteri hem fiziksel hem de dijital olmak üzere birden fazla kanalda kişiselleştirilmiş ve tutarlı bir müşteri deneyimi istiyor. 2023 Çok-Kanallı Perakende İstatistikleri’ndeki verilere göre tüketicilerin yüzde 72’si markalarla ve işletmelerle çok kanallı pazarlama yoluyla bağlantı kurmayı tercih edeceğini söylüyor. Yine aynı araştırma, tüketicilere çok-kanallı alışveriş deneyimi sunan perakendecilerin ortalama yüzde 9,5'lik bir büyüme oranına sahip olduğunu gösteriyor.

Mobil ticaret:

Akıllı telefonların yaygınlaşması, mobil alışverişin popülaritesine ve mobil uyumlu web siteleri ile uygulamalara duyulan ihtiyacı artırıyor. Mobil ticaret bir süredir perakendecilerin radarında bulunuyor. Ancak perakende sektöründe satıcılar için tüketicilerin online alışveriş yaparken mobil cihazları nasıl kullandığını anlaması da önemli; bu bir yerde sosyalleşmek anlamına geliyor. Shopify tarafında yayınlanan yıllık Future of Commerce (Ticaretin Geleceği) raporuna göre sosyal ticaret satışlarının hacminin 2025 yılına kadar neredeyse üç katına çıkması bekleniyor. Rapor, ayrıca şirketlerin yüzde 80'inden fazlasının canlı yayın satışına yönelik bütçelerini artırma veya koruma planları olduğunu gösteriyor.

Veri analitiği:

Perakendede veri analitiği, şirketlerin tüketici davranışı hakkında bilgi edinmelerine, envanter yönetimini optimize etmelerine ve trendleri tahmin edip pazar analizine dayalı stratejilerle bilinçli iş kararları vermelerine yardımcı oluyor. Deloitte tarafından yayınlanan Chief Data Officer raporuna göre, şirketlerin veri sorumluları verileri ve analitiği kullanma şekillerini iyileştirmenin en büyük öncelikleri olduğunu söylerken, New Vantage Partners araştırması, işletmelerin yüzde 92’ye yakınının 2023’te veri ve analitik yatırımlarından ölçülebilir değer elde ettiğini gösteriyor.

Sosyal medya pazarlaması:

2023 yılında dünya genelinde sosyal medya kullanıcıları sayısının 5 milyara yaklaştığı tahmin ediliyor ve bu sayının 2027 yılına kadar yaklaşık 6 milyar kullanıcıya ulaşması bekleniyor. Buna bağlı olarak sosyal medya, pazarlama dünyasını baştan şekillendiriyor. Özellikle genç demografik grupları çekmek ve müşterilerle bağlantı kurmak için sosyal medya platformlarından yararlanmak çok önemli. TikTok, Instagram, Facebook ve YouTube gibi platformlar, markanızın hedef kitlenizle gerçekten bağlantı kurabileceği, etkileşim kurabileceği ve büyüyebileceği alanlar olabilir. 

İş birlikleri ve ortaklıklar:

İş birlikleri ve ortaklıklar, küçük ölçekli işletmelerin sürdürülebilirliğini teşvik etmek ve geliştirmek için en iyi çözümlerden biri; bu sayede satın alma güçlerini ve iş gelirlerini artırabilir, iş birliklerinin sonucu olan yetenek aktarımı ve yeni  pazarlara açılma, zamana karşı dayanıklı olmalarını sağlamaya yardımcı olur. Bir iş ortaklığının en faydalı sonuçlarından biri de geliri artırma potansiyelidir. Örneğin, Microsoft'un ticari gelirinin yüzde 95'i, ayda 300 bin iş ortağının yer aldığı partner ekosisteminden geliyor.


Teknolojiye uyum sağlamak:

Operasyonel verimliliği artırmak için satış noktası sistemleri, envanter yönetimi yazılımı ve CRM araçları gibi teknolojileri benimsemek küçük ölçekli işletmelerin ve esnafların başarısında kritik bir rol oynuyor. Örneğin, ABD Ticaret Odası'nın Küçük İşletmeleri Güçlendirme raporu, küçük işletmelerin iş gücü eksikliği ve enflasyon gibi zorluklarla başa çıkmalarının teknolojiden nasıl faydalanabildiklerine bağlı olduğuna dikkat çekerken teknolojiyi benimseyen küçük işletmelerin rakiplerinden daha iyi performans gösterdiğini ve rekabet konusunda daha iyimser olduklarını vurguluyor.

Rapora göre ABD'deki küçük işletmelerin yüzde 95’i en az bir teknoloji platformu kullanıyor; yüksek teknoloji kullanımı satış, istihdam ve kârdaki büyümeyle ilişkilendiriliyor. Ayrıca dört küçük işletmeden biri yapay zekayı benimsedi ve bunun sonucunda pazarlama ve iletişim performanslarını artırdı; yapay zeka kullanıcıları, yapay zeka kullanmayan katılımcılara göre kâr artışı olasılıklarında 12 puanlık bir artış gördü.