Geleceğin İş Gücü

Geleceğin İş Gücü

Çalışma şeklimizde köklü bir dönüşüm yaşıyoruz. Otomasyon ve “düşünen makineler” insan görevlerini ve işlerini yerine getirirken çalışanlarda aranan becerileri değiştiriyor. Bu doğrultuda 2007’de başlayan kapsamlı bir araştırmayla 2030’un iş dünyasına ışık tutan rapordan öne çıkanlar geleceğin iş gücü ve çalışma ortamları hakkında önemli içgörüler sunuyor.

 

Değişim hızı giderek artarken, şirketler için doğru yetenekleri çekmek ve elde tutmak en önemli konulardan biri oluyor. Ancak günümüzde 'yetenek' on yıl öncekiyle aynı anlama gelmiyor. Geleceğin öne çıkan rolleri, becerileri ve iş unvanları ne olacak, henüz bilmiyoruz. Peki, tanımlanması oldukça güç bir gelecek için işletmeler nasıl hazırlıklı olabilir, yetenek ihtiyaçları nasıl değişecek, ihtiyaç duyulan yetenekleri nasıl kazanabilir ve motive edilebilirler?

 

Tam olarak bilinmesi imkansız olsa da geleceği anlamaya çalışmak, geleceği hazırlıklı karşılamaya yardımcı olabilir. Buradan hareketle PwC ve Oxford'daki Said Business School'daki James Martin Bilim ve Medeniyet Enstitüsü'nden bir ekip tarafından 2007 yılında başlatılan araştırma, iş dünyasındaki hızlı değişimlerin geleceğin iş gücüne etkisini değerlendiriyor. Geleceğin İş Gücü Raporu, birçok olası senaryo hakkında ve geleceğe en iyi şekilde hazırlanmak için konuyu 'İşin Dört Dünyası’ ile ele alıyor.

 

Bu dört dünyanın tanımına geçmeden önce rapordan öne çıkan ve iş dünyasında bugün gündemin ilk sıralarında gelen konularla ilgili bazı verilere göz atmakta fayda var. Çin, Hindistan, Almanya, Birleşik Krallık ve ABD'den 10 bin kişiyle gerçekleştirilen araştırmaya göre katılımcıların,

  • %37’si otomasyonun işlerini riske atmasından endişe ediyor; 2014'te ise bu oranın %33 olduğu belirtiliyor.
  • %74’ü gelecekte istihdam edilebilmek için yeni beceriler öğrenmeye veya yeniden eğitim almaya hazır.
  • %60’ı gelecekte çok az insanın istikrarlı, uzun vadeli bir kariyere sahip olacağına inanıyor.
  • %73’ü teknolojinin asla insan aklının yerini alamayacağını düşünüyor.

 

İşin Dört Dünyası

  1. Kırmızı Dünya: Kırmızı Dünya, tüketicilere istediklerini vermek için yarışan işletmeler ve bireylerle mükemmel bir inovasyon kuluçka merkezi olarak tanımlanıyor. Kırmızı Dünya’da dijital platformlar ve teknoloji, kazanan fikirlere sahip olanların, uzman ve niş kâr hedefleyicilerin gelişmesine olanak tanıyor. Bu dünyadaki işletmeler kişiselleştirmek ve niş alanlara hizmet vermenin yeni yollarını bulmak için inovasyona odaklanıyor. Ancak fikirlerin hakim olduğu ve inovasyonun düzenlemeleri geride bıraktığı bir dünyada riskler yüksek; bugünün kazanan işi gelecekte bir dava konusu olabilir.

 

  1. Mavi Dünya: İş dünyasının tepesinde kurumsal şirketleri konumlandıran Mavi Dünya, kapitalizmin öne çıktığı, “daha büyük” şirketlerin “daha iyi” olduğu bir dünyayı tanımlıyor. Mavi Dünya’da şirketler, büyüklüklerini ve nüfuzlarını, yoğun rekabete ve agresif pazara yeni giren oyunculara karşı kâr marjlarını korumanın en iyi yolu olarak görüyor. Şirketler o kadar büyüyor, o kadar etki yaratıyor ki, bazıları ulusal ekonomilerden daha güçlü ve daha büyük hale geliyor. Bireysel tercihlerin sosyal sorumluluğun önüne geçtiği bir dünya.

 

  1. Yeşil Dünya: Toplumu ve gezegeni önemseyen şirketlerin olduğu Yeşil Dünya’da kurumsal sorumluluk bir tercih değil, iş zorunluluğu olarak görülüyor. Güçlü bir sosyal ve çevresel sorumluluk duygusu, çeşitlilik odağı, insan hakları ve iş dünyasının finansal boyutun çok ötesine geçen bir etkiye sahip olduğunun kabul edildiği bir dünya olarak tanımlanıyor. Bu dünyada çalışanlar ve tüketiciler, şirketlerden, insanlar ve dünya için doğru olanı yapmasını talep ederken işin ve istihdamın temel değeri güven kavramına dayanıyor. Yeşil Dünya’da şirketler toplumsal amaçlarını ticari stratejilerinin merkezine yerleştirmek zorunda.

 

  1. Sarı Dünya: Mottosu “her şeyden önce insan” olan Sarı Dünya, çalışanların ve şirketlerin yaptıkları işte daha fazla anlam aradığı bir dünya olarak tanımlanıyor. Sosyal gelişime odaklanan topluluk işletmeleri en büyük başarıyı ve gelişmeyi yakalıyor. Kitlesel fonlanan sermaye, halihazırda etik ve ‘suçsuz’ markalara doğru akıyor. Çalışanların ve tüketicilerin, sosyal kuruluşlardan anlam ve alaka aradığı bu dünyada zanaatkarlar, yapımcılarla (maker) ve 'yeni İşçi Loncaları' gelişiyor.

 

Liderler için Kilit Mesajlar

Rapor, bu dört farklı dünyanın şekillendirdiği gelecekte başarı için liderlere bazı öneriler sunuyor:

  • Bu, işin 'uzak geleceği' ile ilgili değil; değişim zaten oluyor ve hızlanıyor. Şimdi harekete geçin.

 

  • Gelecek sabit bir varış noktası değil. Statik bir gelecek yerine dinamik bir gelecek planlayın. Birden fazla ve gelişen senaryoyu anlamak gerekiyor. Çoğu senaryoda işe yarayan "pişmanlık yok" hamleleri yapın, ancak bazı "bahisler" de yapmanız gerekecek.

 

  • Daha büyük bir sıçrama yapın. Başlangıç ​​noktanızla sınırlı kalmayın. Bugün bulunduğunuz yerden küçük bir adım uzakta olmaktan daha radikal bir değişikliğe ihtiyacınız olabilir.

 

  • Otomasyon tartışmasına sahip çıkın. Otomasyon ve yapay zekâ, işletmeleri ve çalışanları her seviyede etkileyecek. Yalnızca IT'ye (veya İK'ya) bırakılmayacak kadar önemli bir konu. Değişen teknoloji ortamına dair derinlemesine bir anlayış ve keskin bir içgörü şarttır.

 

  • Önce iş değil, çalışanlar. Şirketler, teknolojinin gereksiz hale getirdiği işleri koruyamaz ancak çalışanlarına karşı sorumlulukları vardır. İşleri değil insanları koruyun. Çevikliği, uyarlanabilirliği ve yeniden beceri kazanmayı geliştirin.

 

  • Net bir diyalog kurun. Çalışanların üçte biri otomasyon nedeniyle gelecek ve işleri konusunda kaygılı; bu kaygı güveni ve yenilik yapma isteğini yok ediyor. Çalışanlarınızın hissettikleri bugün işletmeyi etkiliyor; bu nedenle çalışanlarınızla gelecekle ilgili net, yapıcı ve anlamlı diyaloglar kurun.
Vodafone Business ile işletmeniz geleceğin dünyasına hazırlansın!