Amaç Odaklı Marka

Ve bahsedebileceğimiz bir diğer fırsatta aslında çok kolay organizasyonumuzun kültürüne katabileceğimiz ya da iletişim stratejilerimize katabileceğimiz gerçek zamanlı ve amaç odaklı marka konumlaması yapmak. Özellikle son yıllarda tüketici trendlerinden de bahsederken altını çizmiştik; insanların eşitliklere dair endişeleri var, var olmaya dair endişeleri var, iş yerlerindeki haklarına dair endişeleri var, dünyanın sürdürülebilirliğine dair endişeleri var. Dolayısıyla da biz marka konumlamamızı, madem insan odaklı markalar oluyoruz, tam da tüketicilerimizin endişelerine seslenebilecek bir konumlamayla yapabiliriz. Bu da gerçekten farklılaşmamızı sağlayabilir.

 

Özellikle biz yerli firmalar olarak zaten yerli ekonomi için uğraşıyoruz; bu başlı başına sosyal sorumlu bir tavır. Aslında minik bir konumlama değişikliğiyle de bunların altını çizerek, aslında tüketicilerimizin endişelerine seslenen ve bu endişeleri belki de giderebilmek için faaliyette olan sosyal sorumlu bir marka konumlaması da bizlerin avantajını arttırabilir ve fazlaca farklılaştırabilir.

 

Çünkü bu dönemde bütün dünyada ve Türkiye'de de yükselen bir trend ve tüketicilerin yeni beklentisi markalardan zaten dünyanın gerçek dertlerine markaların ve işletmelerin duyarlı olması. Çünkü böyle markaları net olarak daha fazla tercih ettiklerini zaten tüketici davranışları ve trendlerini anlatırken bahsetmiştik.

 

Sosyal sorumlu ve amaç odaklı marka olmanın birkaç bacağı var. Birincisi ve yumuşak geçişli olanından bahsetmemiz gerekirse, duyarlı iletişim yapmak. Bizim tüketicimiz zaten iletişimde bulunuyor, sosyal medyasından diğer ağlardan vs. bir gündem var dolayısıyla onlarda. Bu gündeme duyarlı iletişim yapmak zaten amaç odaklı marka olmanın belki de birinci adımı. Örneğin, Vodafone'un geçtiğimiz pandemi döneminde çok duyarlı bir iletişimi olmuştu ve gerçekten de Vodafone'u diğer markalardan ayırmıştı. İlk başta başlamış olması önemli bir şeydi, gerçek zamanlı yani insanların o andaki gerçek zamandaki endişelerine seslenen duyarlı iletişim. Çünkü Vodafone, evde kal çağrısı yapan ilk markalardan biriydi.

 

Yine bilinçlendirme iletişiminde örneğin, etrafımızdaki tehlikeye dair, etraftaki endişelere dair insanları bilinçlendirecek iletişimde duyarlı iletişim kategorisi önemli olarak gösterilebilir. Ve aslında böyle duyarlı iletişim bir anda sizi tüketicinin var olan gündeminin bir parçası hatta odak noktası haline getirebilir.

 

Amaç odaklı marka olmanın ikinci bir basamağı da hayırsever bir marka olmaktır. Siz kendinizi de bir tüketici olarak düşündüğünüz zaman, gerçekten yardımsever markaları daha çok sevdiğimizi fark edeceksiniz. Yine hayırsever marka olmakta hem çalışanını düşünen marka olmak, çevresini düşünen bir marka olmak, çocukların eğitimini düşünen, kadınların özgür olmasını düşünen bir marka olmak. Bir sürü çeşitlendirebileceğimiz konuda ve dünyanın daha iyi bir yer olması için aslında finansal bir katkı veya eğitim katkısı yapan markalar da hayırsever markalar ve böyle markaları tüketiciler tarafından tercih ediliyor.

 

Amaç odaklı marka olmak ya da kendimizi bir amaçla konumlandıran marka olmanın üçüncü safhası, gerçekten amaç odaklı, kurum kültürü odaklı bir marka olmaktır. Pazarlama odaklılığını düşündüğümüzde, işimizle, ürünümüzle ilgili promosyon ve iletişim yapıyorduk, işle ilgili pazarlama stratejileri kurguluyorduk. Ancak kurum kültürü odaklı pazarlamada, söyleme dayalı değil, eyleme dayalı aksiyonlar alıyoruz ve eyleme dayalı süreçleri yönetiyoruz. Dolayısıyla kurumsal hayırseverlik, şirket kültürümüzün en önemli değeri haline geliyor. İş gücü gönüllüğünü önemseyen bir kurum haline geliyoruz ve sosyal sorumlu iş modeli, ürün stratejimizden tutun fiyatlandırma politikamıza ve tedarik zincirimiz dahil olmak üzere bütün süreçlerimizi ve stratejilerimizi etkiliyor. Gerçekten de amaç odaklı ve sosyal sorumlu markaların son dönemde çok fazla çıkış yaptığını söylemek mümkün. Dolayısıyla sadece söylem değil eylem üreten markalar için önemli fırsatlar olduğunu söylemek zor olmayacaktır.

 

Yine bu dönemde sosyal sorumlu bir marka olmanın bir diğer yolu da bahsettiğimiz gibi diğer yerli üreticilere destek vermek. Başta bahsetmiştik, kolektif iş modelinin gerçekten büyük bir avantaj yaratma potansiyeli olduğunu. Dolayısıyla bizler de yerli üreticiler olarak diğer yerli firmalarla kuracağımız kolektif iş modelleri ile sosyal sorumlu bir tavır sergilediğimizi vurgulayabiliriz. Bu model, iş yapış şeklimiz olarak benimsediğimiz bir yaklaşım olursa, bunu vurgulamak önemlidir çünkü tüketicilerin şu anda çok sevdiği bir konumlandırma şeklidir.

 

Amaç odaklı bir marka olmanın son bacağı ise aktivist bir marka olmaktır. Aktivizm artık sağ ve sol meselesi değil, herkesin gerçekten eylemde bulunduğu bir konuya odaklanmıştır. Örneğin, ben kendimi çevreci olarak tanımlarım ve eminim ki sizlerin ve tüketicilerimizin de benzer bir yaklaşımı vardır. Dolayısıyla aktivizm marka konumlandırması içinde çok önemli bir trendtir, çünkü bu, sadece eyleme dayalı süreçler oluşturmakla kalmaz, aynı zamanda daha iyi bir dünya yaratmak için dönüşüme dayalı iş modeli oluşturmayı gerektirir. Kültürel tabuları fırsatlara dönüştürebiliriz. Örneğin, cinsiyet eşitliği gibi, kız çocuklarının eğitimi gibi bazı konular toplumsal tabulara sahip olabilir, ancak bu tabuları kırarak iş modellerimizi ve iletişimimizi daha iyi bir dünya yaratmak için kullanabiliriz. Hangi konuda aktivist bir marka olabileceğimize dair dünyayı daha iyi bir yöne yönlendiren marka konumlandırmasını kullanabiliriz. Çevre, sosyal konular, eşitlik, hukuk ve ekonomi gibi konular, iletişimimiz ve iş yapış şekillerimizde dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için kullanabileceğimiz marka konumlandırmamız ve iş kültürümüz haline gelebilir. Bu, bizi ulusal ve uluslararası arenada lider bir marka haline getirebilir.

Aysun Şabanlı ・ 9 dk