Türkiye'de Endüstri 4.0

Bizim ülkemizde Endüstri 4.0'ı biz de erken keşfettik. 2013'te anlatıldı, bizde 2014'te Ankara'da devlet makamlarımızın bir toplantısında bunları anlattılar. Daha sonra TÜSİAD ve BCG gibi danışmanlık şirketleri yazdıkları bir raporla Endüstri 4.0'ın ülke ekonomisine katma değerini anlattılar ve 2016 yılının başında Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bu işi sahiplendi. Şubat 2016'da Bilgi Teknolojileri Yüksek Kurulu'nun yaptığı bir toplantı sonucunda buna Akıllı Üretim Toplantısı dediler. Bu toplantı ile birlikte artık Türkiye'de Endüstri 4.0'ın temel araçları olan siber-fiziksel sistemler, yapay zeka, siber güvenlik, robot teknolojileri, Nesnelerin İnterneti, büyük veri sistemleri, AR-GE merkezlerinde bunlara yönelik çalışmaların yapılmasını tavsiye kararı çıktı, kritik öncü teknolojilerin tamamlanması istendi, TÜBİTAK bu alanda desteklerini sağlamaya başladı. Demek bizde de farkındalık Şubat 2016 gibi başladı. Bir pik vardı ya Endüstri 4.0 Google Trend'inde, işte o tarihe denk geliyor. O tarihten sonra da bakanlık birçok çalışma yapmaya devam etti, hala çalışmalar devam ediyor, sanayiciler bu konuyu gündeme aldılar, sivil toplum örgütleri gündeme aldılar, KOSGEB gündemine aldı ve bunu anlatmaya başladık.

 

Dijital teknolojiler dedik, endüstriyel dönüşüm dedik, AR-GE dedik, işte bunlar sistem içine girip iş gücünün değişiminden bahsettik, teknolojinin yenilenmesinden bahsettik, verimlilikten bahsettik, üretimden bahsettik. Türkiye Endüstri 4.0'ı artık benimsedi. Peki neleri benimsedi Türkiye endüstrisi? M2M (makineden makineye) iletişimi, internet üzerinden haberleşme, internet üzerinden makine yönetimi, RFID teknolojisinin endüstride kullanılması, üç boyutlu yazıcı teknolojileri ile yedek parça üretimi ve hızlı prototip üretimi gibi konular son derece önemliydi. Ayrıca yapay zeka, derin öğrenme, makine öğrenmesi ve büyük veri gibi kavramlar da gündemimize oturdu.

 

Artık fabrikalarda 2001'den beri var olan yalın yönetim, israfın azaltılması, Endüstri 4.0 ve İpova (İnsan, Proses, Organizasyon, Veri ve Analiz) kavramlarına bağlı olarak elemanların eğitimi de Türkiye'de önem kazandı. Geçtiğimiz 4-5 yıl içerisinde ne kadar hazır olduğumuzu sorarsanız, hazır olmadığımız birçok alan olduğunu söyleyebilirim. Hala da bunları tartışıyoruz. O yıllarda başta sivil toplum kuruluşları olmak üzere Türkiye Endüstri 4.0'a ne kadar hazır olduğumuzu belirlemek için SWOT analizleri yapıldı. Örneğin, bir SWOT analizini sizinle paylaşayım dedim. Bu SWOT analizlerine baktığımızda Türkiye'nin çok güçlü yanları olduğunu gördük. Nüfusu çok gençti, teknolojiye çok yatkındı, çok kültürlü bir yapısı vardı, dış pazarlara çok yakındı. Bunlar bizim için büyük fırsatlar sunuyordu.

 

Tabii ki eksik yanlarımız da vardı. Proje finansmanımız yoktu, nitelikli iş gücümüz yoktu, bu nedenle eğitim sistemimizin yeniden tasarlanması gerekiyordu. Bürokrasi belki de buna izin vermiyordu, iç pazarımız yetersizdi. Bir Siemens veya Bosch gibi büyük şirketler değildik, bu eksiklikleri gidermeye çalıştık. Ama büyük fırsatlarımız da vardı. Ekonomik büyüme potansiyelimiz yüksekti, yatırım ortamımız devam ediyordu, teşviklerimiz vardı, AR-GE merkezlerinin sayısı çoğalıyordu, büyük projelere dahil olmuştuk ve büyümek için sınırlarımızı zorlamak istiyorduk. Bunlar büyük fırsatlardı.

 

Tabii, tehditler de vardı: tehditlerin en büyüğü sermaye eksikliği, teşvik eksikliği, rekabet sıkıntısı ve hukuki sorunlar. Türkiye'nin SWOT analizine baktığımızda, güçlü ve fırsatlarla dolu olduğu kadar eksiklikler ve tehditler de mevcuttu. Bunlardan bir kısmını bertaraf ettik, ancak bazıları hala devam ediyor ve her gün geliştirmeye çalışıyoruz. Size faydası olsun diye daha özlü hale getirdim.

 

KOBİ'ler Endüstri 4.0'ı gerçekleştirecekler, ancak hangi etkenlerin önemli olduğuna baktığımızda, doğru kişileri bulmak, nitelikli personel edinmek hem içimizdeki hem de dışarıdan katılacak KOBİ çalışanlarını Endüstri 4.0'a hazır hale getirmek, buna "bulabilmek" diyebiliriz. Bulabilmek, üniversitelerden mezun olan kişilerin Endüstri 4.0 için yetkin hale getirilebilmesini, endüstri meslek liseleri ve meslek yüksek okullarının bu dönüşüme katılmasını, mühendislik eğitimlerimizin yeniden yapılandırılmasını gerektiriyor.

 

İkinci nokta, "çalıştırabilmek", sorumluluk almak, motive etmek, heyecanlanmak, Endüstri 4.0 heyecanını yaşamak. Üçüncü nokta, "faydalanabilmek", bu teknolojilerden yararlanabilmek; teknoloji var, ancak onu devreye sokabilmek, inovatif ve yaratıcı olabilmek gerekiyor. Bir de "sürdürebilmek" var. Endüstri 4.0'dan bahsederken, bu dört önemli başlığı her zaman göz önünde bulundurmanızı tavsiye ederim. Bu sadece Türkiye için değil, dünyada da sorunlar yaşanan konulardır, ancak ülkemizde bu zorluklar ve sorunlar daha da belirginleşmektedir. Belirsiz ekonomi, döviz kuru ve altın fiyatları, sorunlu bir coğrafya; bunlar bizi Endüstri 4.0'da nasıl etkiliyor? Öğrencilerin mezuniyet sonrasında yeterince yetkin olmamaları, çalışanların isteksizliği, maliyet düşürme tekniklerinden uzak kalmamız, verimsiz yapılanmamız, rekabet verilerinin eksik olması, yatırımların istenildiği gibi olmaması, AR-GE faaliyetlerinin yeterince katma değer sağlamaması ve ağ altyapısının henüz gelişmemiş olması Endüstri 4.0'ı benimseme sürecimizi ne kadar zorlaştırdıysa, Avrupa'da da aynı zorluklar yaşandı.

 

Bu zorluklar sadece Türkiye'ye özgü değildi. Burada Avrupa Birliği'ndeki fırsatları ve zorlukları gösterdim. Bir kere, internet altyapısı da hazır değildi. Bunun için 2016'dan 2020'ye kadar 140 milyar avro harcamak istediler, bunun bir kısmını harcadılar, biz kısmını harcayamadık, bu sebeple. Biz bu kadar yatırım yapamadık tabii ki. AR-GE olarak 5 yılda yaptığımız yatırım belki 10 milyon avro veya biraz daha fazlasıdır. Kurumlar buna hazır değillerdi, kurumların olgunluk seviyesi buna uygun değildi. Veri analizi sorunları vardı, regülasyonlar sorunluydu, yeni iş modellerini henüz bulamıyorlardı. Bunların hepsini topladığımızda Avrupa'daki zorlukların benzerleri bizde de vardı.

 

Dijital ürünün ne olduğunu anlamamıştık, dijital hizmet neydi, dijitalleşme nedir, bunları yeni yeni anlamaya başlamıştık, Avrupa'dakiler ise daha önce anlamışlardı. Bunların ilk adımını TÜSİAD attı. TÜSİAD büyük bir rapor yayınladı; "TOSİAD Sanayi 4.0" adında. Bunları internetten TÜSİAD yayınlarından bulabilirsiniz. Bence ülkemiz için o günün tarihi açısından çok önemli bir yayındı. Bu yayın neden önemliydi? Çünkü Endüstri 4.0 neydi, ne anlama geliyordu, entegre otomatize, otomatik optimal üretimi sağlayacak teknolojileri içeriyordu. Bugünkü fabrikalardan geleceğin fabrikalarına robotlar, üretim sistemleriyle dijital ortama geçişi sağlayacak olan Endüstri 4.0.

 

İmalat sanayisinin yerli ihracattaki yeri, bu teknolojilerle birlikte yükselecekti. Hatta raporda otomotiv, gıda, içecek, yedek parça, makine sistemleri, rüzgar enerjisi ve diğer sektörlerde Endüstri 4.0'la verimlilik artışının ne olacağı ve bu artışın %10-20 arasında olduğu hatta bazı sektörlerde maliyetin azalacağı ama verimin %10 civarında olacağı, gıda ve içecek sektöründe %10, makine sistemlerinde %15, rüzgar enerjisinde %12, diğer sektörlerde ortalama %5'lik bir verim artışının olacağını gösteren bir raporla karşılaştık. Birçok buna benzer rapor yayınlayarak üreticilerin toplam maliyetlerinin %4-7'sini bu işe yatırarak sonunda %5-15 arasında bir verimlilik tasarrufu yapabileceğimizi gösteren bir çalışma ortaya çıktı. Bu çalışmayı internet üzerinden bulabilirsiniz ve incelemenizi tavsiye ederim. Endüstri 4.0 bize yeni imkanlar sağlıyor, hatta ben hep derim Türkiye'yi Almanya ile yarışacak hale getiriyor, Türkiye'yi Japonya ile yarışacak hale getiriyor, Türkiye'yi Amerika ile yarışacak hale getiriyor ama sorunumuz ne, bunları yapabilecek miyiz, bunları yapacak idaremiz var mı, bunları yapacak kolektif kültürümüz var mı, işbirliği kültürümüz var mı, yeterli insan kaynağımız var mı? Hızlı, çevik, yaratıcı, yenilikçi bir endüstri 4.0 araçlarını ve metotlarını öğrenirsek, hedeflerimiz arasında olan 10 ekonomiye girmek, ülkemizi G20 ülkeleri arasında yükselecek her türlü şeyi endüstri 4.0 ile yapmak mümkün. Böylelikle Endüstri 4.0'ın önemini anlattık, nereden başladığını anlattık, heyecanımızı anlattık. Şimdi kısa bir ara verelim, bir sonraki eğitimimizde ise bu Endüstri 4.0'ın içindeki teknolojiler nelerdir, bunları nasıl kullanacağız, örnekler nelerdir, onlara bakacağız. Ayırdığınız zaman için teşekkür ederim.

Prof.Dr. Ruhi Kaykayoğlu ・ 11 dk